Anasayfa>İngilizce'yi ne kadar zamanda öğrenirim? İngilizce niye bu kadar zor(!)                                  

 

   

 

 

"İngilizce'yi öğrenmem ne kadar sürer?"  dil öğrenimi söz konusu olduğunda en sık karşılaşılan sorulardandır

 

 

      Ben bu konuda verdiğim sürelerde öğrencileri sınıflandırmaktan yanayım. Çünkü öğrencinin hızında birinci etken (kullanılan metot (teknikler) ve öğretmenin kendisinden sonra tabii) öğrencinin "dil tecrübesi"dir. Öğrencilerimin yaklaşık %60'ı ile "haftada (yalnızca) birkaç saat" ders yapmaktayız. Ve yine öğrencilerimin %70 kadarı, 2-3 ay içerisinde, rahatlıkla yurtdışına çıkabilecek seviyeye gelmektedir (yani yalnızca gramerde değil; reading, writing, listening ve speaking'te sorunlarını çözmekteler). Saat üzerinden hesapladığınızda, söz konusu rakamlar toplamda 10-50 saat demektir. İnanması güç belki ama 3-5 saat dersten sonra bile kabul edilebilir düzeyde bir konuşma geliştiren öğrencilerim olmakta ama bu tabiki yalnızca çok tecrübeli öğrencilerde olabilmekte (örneğin yakın bir zamanda 2 yıl dil okuluna gitmiş bir öğrenci).

 

      Sözünü ettiğim "öğrencileri sınıflandırarak, istenilen hedefe ne kadar zamanda ulaşılacağına dair öngörüde bulunmak" konusunu açacak 

olursak;

 

1- Öğrencimin dil konusunda iyi bir tecrübesi var ama bir türlü konuşamamışsa (örneğin, hazırlığı [preparation school] yeni bitirmiş olabilir, bir dil okuluna 1 veya 2 sene devam etmiş olabilir ya da İngilizce eğitim veren bir üniversitenin herhangi bir sınıfında okuyor olabilir veya yurtdışında uzun bir süre kalıp konuşamamış olabilir) bu öğrencimi maksimum 10 saat ders ile hem konuşturuyor hem yazdırıyorum.

 

2- Öğrencimin dil konusunda orta derecede bir deneyimi var ama bir türlü konuşmaya (veya yazmaya) başlayamamış ise (örneğin, birkaç yıl önce İngilizce hazırlık bitirmiş olabilir, bir dil kursuna birkaç ay devam etmiş olabilir, lisede okumaktadır ve İngilizcede başarılıdır, bir gramer kitabını alıp adamakıllı çalışmıştır vs.) bu öğrencimi maksimum 20 saatte konuşturuyor ve yazdırıyorum.

 

3- Öğrencimin dil konusunda tecrübesi az ise (yıllar önce lisede İngilizce görmüş ve başarısız olmamışsa, hazırlığı yeni bitirmiş ama olumsuz bir notla bitirmişse, bir-iki ay herhangi bir dil okuluna devam etmiş ise, bir hocadan bir kaç ay özel ders alıp bırakmış ise vs.) bu öğrencimi maksimum 40 saat içerisinde konuşturuyor ve yazdırıyorum (%90 ihtimalle, 40 saati aşsak bile çok fazla sarkma olmayacağını belirtmeme gerek yok, bu ihtimal diğer  sınıflandırmalarda da geçerlidir, çünkü istisnalar her zaman çıkabilmektedir).

 

4- Öğrencimin dil konusunda hiçbir tecrübesi yok veya yok denecek kadar az bir tecrübe söz konusu ise bu durumda, net bir saat veremiyorum ama benim derslerimde hız öğrencinin elindedir (hep söylediğim gibi, bir günde "1" konu da görebiliriz; "10" konu da), bu öğrencimi de en kısa zamanda hedefine ulaştırmaya gayret ediyorum. Örneğin öğrenci tecrübesiz olduğunu bildiği için ders dışında daha fazla çalışarak açığını kapatabilir. Nitekim öğrencime ders dışında kolaylıkla anlayabileceği kaynaklar (özellikle Türkçe açıklamalı olan) vermekteyim ki öğrenci ders dışında çalışabildiği kadar çalışsın, derste grameri en kısa zamanda atlayıp dilin üst aşamalarına geçebilelim. Şu var ki "öğrencinin talebince belirlenecek hedefe ulaşılabilecek "en kısa süre" garantisini de vermekteyim. Çünkü bu, özel derste uyguladığım sistemin ayrılmaz bir parçasıdır.  Elbetteki "en kısa süre" garantisi verebilmem, bu konuda kendime güvenmemle de ilgili. Hemen hepsi kendi icadım olan ve yıllar içerisinde (öğrenci talep ve ihtiyaçlarının da katkısıyla) geliştirdiğim farklı metot ve teknikleri  içeren sistemim, esnek bir yapıya sahiptir. Daha da  önemlisi, öğretim sistemimin çok yönlü olması (gramer, reading, writing, listening ve speaking'i aynı anda  içermesi)  dolayısıyla, öğrenci öğrendiklerini ilk derslerden itibaren yaşantısında uygulayabilmektedir ki bu hem öğrencinin öğrendiklerini kalıcı kılmakta hem de yaptığı yatırımın meyvelerini hemen toplamasını sağlamaktadır.

    Şunu da belirtmekte yarar var. Öğrenci diyelim ki 5 saat dersten sonra konuşmaya başladı.  Her şey tamam mı? Tabiki hayır ama en önemli kısım geride kalmıştır. Bundan sonra (öğrenci arzu ederse eğer) gelecek olan kalfalık ve ustalık aşamaları daha çok öğrencinin elindedir ve bunu başarmak için birçok yol vardır.

 

   Bir dil olarak değerlendirildiğinde İngilizce'nin en "zor" denebilecek yönleri iki noktada toplanmaktadır: 1- Kelime sayısı ve kelimelerin kullanımı; 2- Telaffuz (yazıldığı gibi okunmaması, konuşurken kelime yutmaların çok olması (özellikle native speaker'lar) vs.). Gerçekten de İngilizce, gramer açısından dünyanın en kolay öğrenilebilecek gelişmiş dillerinden biridir (bu uzmanların görüşüdür). Ama kelime sayısı olarak da dünyada ilk sıradadır. (en az 600 bin kelime; Türkçe'nin belki de 10 katı!) İngilizce'yi "ESL (as a second language, ikinci bir dil olarak)" sürecinde öğrenenler, bu noktada bazı konularda bilinçli olurlarsa bu engelleri aşmamaları için hiçbir neden yok. "Ne gibi konular?", hemen birkaç örnek sunayım.

 

   -Kelime sayısı ne kadar çok olursa olsun günlük hayatta kullanılan (özellikle speaking ve writing'te) kelimelerin sayısı birkaç bini geçmez (özellikle non-native speaker'lar için), bu konuda bir şeyler yapmak gerek o zaman, en azından konuşmayı açmak için bazı anahtar kelimelerin üzerinde durulmalı... Yine kelimelerle ilgili olarak önce eylemler (fiiller) üzerinde mi durmak daha yararlı olacaktır yoksa sıfatlar ya da zarflar vs. üzerinde mi...?

 

    -Bir başka örnek, konuların hangi sıra ile öğrenilmesi gerektiğidir. Sözgelimi "To Be"yi tam olarak anlamadan tense'lere (zaman) geçmek çok büyük bir kayıptır, ya da "tense" ve "modal"ları tamamen bitirmeden "passive"i anlatmak çok "dağınık" bir öğrenme olacaktır. Bu gibi o kadar çok örnek verilebilir ki salt ders programının seyrinin bile, öğrenimi nasıl etkileyebileceğini varın siz tahmin edin... 

 

    -Çok büyük çapta başka bir örnek ise ülkemizde dil eğitimi veren çok sayıda kurum ve kuruluş var ve yıllarla ölçülen sürelerle her birimiz İngilizce öğrenim görmekteyiz ama sonuç çoğunlukla hayal kırıklığı; belki de çok güvendiğimiz, peşin hükümlerle doğruluğunu kabul ettiğimiz bazı şeyleri sorgulamak gerek, dil eğitim-öğretiminde çok farklı, yepyeni yaklaşımlara ihtiyaç var sanki... Hep işimizi kolaylaştırdığını düşündüğümüz bazı "gerçekler" aksine sürekli işimizi zorlaştırıyor olmasın (bu sorgulamayı hayatın diğer alanlarında da yapmak lazım ama konuyu dağıtmayalım)? Size birkaç soru: Türkçe bilmeyen yabancı bir hocayla ne zaman çalışmak uygun olur? Bir başka örnek, dil öğretiminde kullanılan (sadece Türkiye'de) onlarca metot var, hangileri, "hangi şartlar altında" geçerli? Takip edilebilecek yine onlarca [ama dikkatinizi çekerim, ortak noktaları bu kadar çok değil] kaynak var, bunların eksikleri neler olabilir (küçük bir örnek vermek gerekirse, ben şahsen, İngilizce ile ilgili kaynakların birçoğunda görülen "bölük pörçük" öğretim biçimine katılmıyorum. Ne yazık ki okullarımızda (resmi ya da özel) gösterilen kaynakların hemen hepsi bu şekilde "darmadağın" bir çizgi izlemekteler. Örneğin İngilizce'de tense'lerin kendi içlerinde bir bütün olarak o kadar uyumlu bir mantığı vardır ki tense'leri bir bütün olarak öğrenmek öğrenci için çok büyük bir kolaylıktır, aynı derecede olmasa da bir bütün olarak ele alındığında modal'ların da [ve benzeri ifadelerin] kendi içlerinde gayet sağlam bir mantıksal ilişki yapısı vardır. Ama öğrenci tense'in birini kaynağın ilk sayfasında, ötekini son sayfalarda gördüğü zaman, bunları zihninde nasıl bir çerçeveye oturtabilir, takdir sizindir...)? Modal ve tense'leri bitirdiğinizde gramerin yarısını (hatta daha da fazlasını) bitirmişsiniz demektir zaten. Ve geriye kalan konularda da mantık örgüsü çok kuvvetlidir. Bir soru daha soralım, herhangi bir Avrupalıya İngilizce öğretirken takip edilen metotlar bir Türk ile takip edilen metotlarla aynı mı olmalıdır? Örneğin tarihsel anlamda Almanca'dan kopup gelişen ve Fransızcadan yüklü miktarda kelime alan İngilizce, bir Alman ve Fransız açısından çok daha kolay bir dil değil midir? Türkleri de bu anlamda "aynı kefeye koymak", Avrupa'da uygulanan sistemleri, kullanılan kaynakları, "bire bir" Türkiye'de de uygulamaya çalışmak ne  kadar mantıklıdır...?

 

      Öğrenmenin hızını etkileyen faktörler şu şekilde sıralanmaktadır:

 

  * Kullanılan metot[lar] ve öğretmen (en önemli iki faktör).

  * Öğrencinin dil konusundaki geçmişi ve halihazırda, dili öğrenmeye "hazırlık düzeyi", daha geniş bir ifadeyle, dil konusundaki bilişsel potansiyeli.

  * Kaç kişi ve kaç saat öğretim yapıldığı (bire bir derslerin en etkilisi olduğunu belirtmeme gerek yok) 

  * Öğrencinin öğrendiklerini, günlük hayatında ne kadar kullandığı (işinde, okulunda ya da bunlar dışında) ve ders dışında ne kadar çalıştığı.

 

     Öte yandan, bazı dil öğretim programları da dilin bazı yönlerine ağırlık vermektedir. Başka bir deyişle, grammar, reading, writing, listening ve speaking düzeylerinin hepsi programda yer almamakta veya çok farklı seviyelerde yer almaktadır ki bu gerçek de öğrenimin süresini önemli oranda etkileyecektir. Doğaldır ki bu, bir sınava hazırlık vs. süreci de olabilir ve bu durumda süre net bir şekilde kısalacaktır, daha elle tutulur, ileriye dönük tahminler  yapılabilecektir.

 

Benim önerim haftalık 3-8 saat arası ders alınmasıdır (özel ders bağlamında tabii) ve, program açısından mümkünse, farklı günlerde. Haftada 8 saatten fazla ders alınmasını salık vermem (ders dışında da çalışacağınızı,  ya da İngilizce ile bir şekilde vakit geçireceğinizi unutmayın; bir dili zamana yayarak [çok da esnetmeden tabii:] öğrenmek en sağlıklı öğrenme biçimidir). 8 saatin üzerine, acil durumlarda (1 ay sonra yurtdışına çıkıyorum!; 2 hafta sonra çok önemli bir iş görüşmem var! vs.) ve dil tecrübesi orta ya da üzeri olan öğrencilerde çıkılabilir.  

 

 

 

Mustafa AKAGÜNDÜZ-English Language Instructor

 

 

 

 

 

 

 

İngilizce dersler ne kadar sürer. İş İngilizcesinde önemli noktalar. İngilizce öğretimi, İstanbul İngilizce özel ders yabancı hoca mı, İngilizce dil okulu yurtdışı mı. İngilizce dil kursu yurtdışı mı? İngilizce dil okulları yurtdışı. İngilizce dil kursları yurtdışı. İngilizce dil okulları Amerika, İngilizce dil okulları İngiltere, İngilizce öğretiminde hatalar, İngilizce kelime öğrenme teknikleri. İngilizce özel hoca. İngilizce kursları İstanbul, denizcilik İngilizcesi kursu. İngiltere aile birleşimi İngilizce özel ders,  speaking English, İstanbul İş İngilizcesi kursu. kolay İngilizce öğrenme.  English for business, İngilizce hazırlık kursu. yabancı dil kursu, İş İngilizcesi özel ders, Toefl özel ders. Kpds. özel ders, Üds özel ders, İngilizce öğretmeni ilanları, Çocuklar için İngilizce. kurumsal İngilizce. business English vocabulary, özel ingilizce öğretmeni, İngilizce konuşma kursu. işyerinde İngilizce, Turkish speaking lessons. Şirkette İngilizce İstanbul. En iyi İngilizce kursu İstanbul. İngilizce özel ders ilanları, yabancı dil okulu, işyerinde İngilizce kursu. ticari İngilizce kursu, bire bir İngilizce. İngilizce ders verenler. İngilizce eğitimi yeterlilik sınavı.